KudüsFilistinOrta Doğu

Kudüs Gezi Rehberi (Haritalı 19 Özel Mekan)

Kudüs'te Gezilecek Yerler

Kudüs, Yahudiliğin, Hıristiyanlığın ve Müslümanlığın kutsal saydığı, birçok Peygamberin ve dini kişiliğin hayatını sürdüğü önemli bir şehirdir.

Dini çekiciliğinden dolayı tarih boyunca birçok devlet ve lider, bu şehri ele geçirerek bu kutsal şehirde kendi düzenini kurmak istedi. Kimi kendi dini dışında başka bir dine yaşam şansı vermezken kimi de her din mensubunun can güvenliğini sağlayarak herkesin dini özgürlüğünü yaşayabildiği bir şehir meydana getirdi.

Maalesef barış ve hoşgörü ortamı hep kesintiye uğradı. Günümüzde de şehir anlaşmazlıkların kurbanı olmakta ve kimseyi memnun edememekte. Yakın bir zamanda da huzura kavuşamayacak gibi duran bu şehir, dünya ve dinler tarihini merak edenler için adeta bir başlangıç noktası. Gelin hep birlikte bu kutsal şehirde neler yaşanmış, hangi eserler inşa edilmiş hep birlikte bakalım.

Kudüs Gezi Haritası

1. Mübarek Belde: Mescidi Aksa

Dünya üzerinde üç dinin kutsal kutsal saydığı belde neresidir? diye sorulsa muhtemelen bunun cevabı hiç şüphesiz Kudüs şehrindeki Mescidi Aksa ya da nam-ı diğer Tapınak Tepesi olurdu.

Küçük bir tepe üzerine kurulu, hep arzulanan ama hiçbir zaman paylaşılamayan bu mekanın, en güzel Zeytindağından seyredildiğini bildiğimizden dolayı rotamızı kitaplara isim vermiş Zeytindağına doğru yöneltiyoruz.

Bu küçük tepeyi tam karşıdan gören Zeytindağı, peygamberlerin ve şehrin tarihinin tam da merkezinde yer alıyor. Hz. Süleyman’ın cinleriyle yaptığı sarayına da tanıklık ediyor, Nebuknezar’ın burayı yerle yeksan etmesine de. Mabedin yeniden inşa edilmesi, yeniden yıkılması, pagan tapınağının inşası, camiler, kiliseler ve tekrar camiler.

Zeytindağının tepesinden Kidron Vadisi’ne doğru inerken Hz.İsa’nın ayak izlerini takip ediyor ve vaaz verdiğine inanılan kayalığın karşısından yukarıya doğru diğer bir tepeye çıkıyoruz. Tapınak Tepesine! Yeri gelmişken söyleyelim. Tapınak tepesi ecnebi literatürde kullanılan bir isimlendirmedir. Klasik doğu ağzında buradan Mescid-i Aksa olarak bahsedilir. Çevresi mübarek kılınmış, kutsal bir mekan olan Müslümanların ilk kıblesidir.

144 dönümlük bir alanı içeren Mescid-i Aksa’nın birden fazla kapısı ve her kapının dışında Yahudi ya da Dürzi kökenli İsrail polisleri, kapının içerisinde de bir tane Ürdün yetkilisi mevcut. Bu kapılardan içeri girebilmek için Müslüman olma şartı var. Müslüman olmayanlar Batı Duvarından İsrail polisi eşliğinde günün belirli saatlerinde Mescid-i Aksa’ya girebiliyorlar. Mekanın kapılarını aştığınızda dışarısının gürültüsünü, sağa sola koşuşturan insanlarını ve baharat kokularını da dışarıda bırakıyorsunuz.

Mescid-i Aksa’nın içerisine girdiğinizde zaman adeta donuyor. Medreseler, Sebiller, namazgahlar, halvethaneler, altın kubbesiyle Kubbetü’s Sahra, tüm ihtişamıyla Kıble Mescidi, kütüphaneler… Tüm insanlık burayı yüceltmek için el ele vermiş izlenimi yaratan bu mekanda yürürken adımlarınız peygamberlerin, komutanların adımlarına karışacak, bir an önce mekanın herbir karışını keşfetmek isteyeceksiniz. Konum için tıklayınız

2. Tarihin En Ünlü Tepesi: Zeytindağı

Zeytindağı, Kudüs’ün doğusunda, Mescid-i Aksa’nın karşısında yer alan bir tepedir. Mesih’in Zeytindağından gelip Kudüs’e gireceğine inanan Yahudiler, Kidron vadisinden Zeytindağı Tepesinin en üst noktasına kadar geniş bir mezarlık kurmuşlar. Mezarların tepesinde ise surlar içerisindeki Kudüs’ü izlemek için bir seyir terası bulunuyor. Seyir terasından Getsemani Bahcesinin yeşilliğini, Silvan Mahallesini, Babü’r rahme mezarlığını, parıldayan Mescid-i Aksa’yı, Kutsal Kabir Kilisesini ve birçok tarihi yapıyı seyredebiliyorsunuz.

Zeytindağı seyir terasından başka birçok mekana da ev sahipliği yapmaktadır. Selman-ı Farisi adına inşa ettirilen bir cami, Rabiyetü’l Adeviyye’nin makamı ve Hıristiyanların Hz.İsa’nın göğe yükseldiğine inandıkları Yükseliş Kilisesi ve daha nicesi. Eğer sizin de yolunuz Kudüs’e düşerse Zeytindağını mutlaka listesinize ekleyin. Konum için tıklayınız

3. Duvarın Ötesi: Ağlama Duvarı

Batı Duvarı”, “Burak Duvarı” ya da popüler ismiyle “Ağlama Duvarı“, Kudüs seyahatinde mutlaka gezi listenize eklemeniz gereken bir nokta. Bu duvar, Yahudilerin ikinci mabedinden günümüze kalan Batı duvarıdır. Mabedlerinin kalıntılarının başında bir sonraki mabedlerinin hayalini kuran Yahudilerin ibadet sesleri, amaçlarının duvarın ötesine geçmek olduğunu hatırlatıyor.

Xray kontrolünden geçerek girdiğiniz batı duvarı meydanı oldukça kalabalık bir yerdir. Faslılar mahallesi ortadan kaldırılarak açılan bu meydan birçok dini binaya ev sahipligi yapıyor.

Eğer duvara yaklaşma niyetiniz var ise bilmenizde fayda olan bazı bilgilerden bahsedelim. İlk olarak ibadet alanında erkek ve kadınların yeri birbirinden ayrıdır. İkinci olarak ister kadın, ister erkek olun duvara başı açık bir şekilde yaklaşmak yasak. Bu nedenle başınızı şapka, takke v.s. gibi araçlarla örtmeniz gerekmektedir. Eğer bunu yapmazsanız görevliler tarafından uyarılmanız muhtemeldir. Ayrıca bazı zamanlarda Batı Duvarına girmenize müsaade edilmeyebilir, böyle bir şey başınıza gelirse endişelenmenize hiç gerek yok. Çünkü bu kısıtlama genelde kısa bir zaman diliminde geçerli oluyor. Günün farklı zamanlarında tekrardan deneyerek içeri girebilirsiniz. Batı duvarının en yoğun ve hareketli olduğu gün ise cuma akşamı ve cumartesi günleridir. Konum için tıklayınız

4. Yeniden Diriliş: Kutsal Kabir Kilisesi

Kadim Kudüs’ün en görkemli kapısı olan Şam kapısından girip Kudüs’ün tarihi sokaklarından ve çarşılarından süzülerek şehrin en ünlü tepesine ulaşıyoruz. Golgat yani Kafatası Tepesi.

Roma dönemi idam mahkumlarının çarmıha gerildiği bu tepe, Hıristiyan inancına göre Hz.İsa’nın çarmıha gerildiği, gömüldüğü ve yeniden dirildiği mekanın ta kendisi.

Dördüncü yüzyıldan beri tüm inançlı Hırstiyanları kendisine çekmekte olan bu yapı, Hıristiyanların hac vazifelerini gerçekleştirdikleri birincil mekan olma özelliğine sahip.

Kiliseye adımınızı attığınız anda mekanın karanlık ambiyansı sizi etkisi altına alıyor. Dört köşeden tüten buhurdan kokusu eşliğinde kilisenin içerisindeki şapeller sizi bambaşka bir dünyaya gotürüyor. Aynı zamanda Kilisenin içerisinde Hristiyanların inancına göre; Hz.İsa’nın kefenlendiği taş, çarmıha dikildiği alan, gömüldüğü ve dirildiği mağarayı görebilirsiniz. Konum için tıklayınız

5. Kafatası Tepesi Nerede: The Garden Tomb

Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği Golgata (Kafatası) Tepesinin konumu hakkında tüm Hıristiyanlar mutabık değil gibi gözüküyor. Öyleki Protestan ve Evanjelist Hıristiyanları Hz. İsa’nın Kutsal Kabir Kilisesine defnedilmeyip, Şam Kapısının karşısında, şehrin surlarının biraz dışarısında bir tepe üzerine konumlandırılan ve kafatasını andıran oyukların olduğu tepenin gerçek Golgota Tepesi olduğunu iddia ediyorlar.

Ücretsiz bir şekilde girebileceğiniz bu mekan rengarenk çiçeklerin dikildiği, çok şirin bir peyzaja sahip bir bahçe görünümünde. İncilde geçen ayetlerin ışığında mekanın gerçekliği kanıtlanmaya çalışılıyormuş gibi bir izlenime kapılırsanız pek de haksız sayılmazsınız.

Gezinizin son durağında Hz. İsa’nın gömülüp tekrardan dirildiğine inanılan mağarayı ziyaret edebiliyorsunuz. Buradaki kalabalığın Kutsal Kabir Kilisesindekiyle karşılaştırılamayacağını da söylemeliyiz. Buranın inananı az olsa da bölgede sizi ikna etmeye çalışan rehberlerden merak ettiğiniz her şeyi öğrenebilirsiniz. Konum için tıklayınız

6. Bir Hoşgörü Timsali: Hz. Ömer Camisi

Hz.Ömer Camisi, Hz.Ömer’in adaletini ve Hıristiyanların kutsalına olan hoşgörüsünün en önemli örneklerinden biridir.

Hz.Ömer, Kudüs’ü teslim almaya geldiğinde Patrik Sophronius kendisini karşılamış ve Kutsal Kabir Kilisesi’ni gezdirmiştir. Öğle ya da ikindi namazı vakti geldiğinde Patrik, namaz kılacak yer arayan Hz. Ömer’e namazını kilisede kılabileceğini burasının da Tanrının evi olduğunu söyler. Hz.Ömer ise orada namaz kıldığı takdirde ilerleyen zamanlarda müslümanların kendisini örnek alıp kilisede namaz kılmak isteyebileceklerini söyleyerek bunu reddeder ve kilisenin karşısında namazını kılar. Eyyubiler döneminde ise Hz.Ömer’in namaz kıldığı noktaya bir cami inşa edilir. Böylece Hıristiyanların hac vazifesini yerine getirdikleri bu kilisenin tam karşısında bir cami yükselmiş olur. Bugün hala bu iki yapı karşı karşıya tüm ihtişamlarıyla boy göstermektedir. Konum için tıklayınız

7. Sahabe Kabristanlığı: Baburrahme Kabristanlığı

Babü’r Rahme Kabristanlığı, Babü’l Esbat (Aslanlı Kapı) Kapısının hemen yanında, Mescid-i Aksa’ya bitişik bir alana kurulu olan Kudüs’ün en eski mezarlıklarından birisidir. Bu mezarlığı önemli yapan birkaç noktayı sizinle konuşalım.

İlk olarak bu mezarlık şehrin ve Mescid-i Aksa’nın surlarının hemen dibinde, tarihi önemi çok büyük olan Altın Kapının önüne kurulmuştur.

Eski dönemlerde şehrin dışından doğrudan Mescid-i Aksa’ya geçmek için kullanılan Altın Kapı, Müslümanlarca güvenlik nedeniyle kapatılmış önüne de Babü’r Rahme mezarlığı yapılmıştır. Yahudiler bu kapının kapatılmasına pek hoş bakmazlar çünkü Yahudi inancina göre Mesih yeryüzüne inecek, Altın Kapı’dan geçerek Mescid-i Aksa’da Cennetin Krallığını kuracaktır. Bu zıtlığın etkileri hâlâ sürmekte ve dönem dönem radikal Yahudiler bu mezarlara saldırmaktadırlar.

İkinci olarak yedinci yüzyıldan itibaren definlerin yapıldığı bu mezarlık, iki sahabenin (Ubade bin Samit ve Şeddad bin Evs) kabrine ev sahipliği yapmaktadır. Ensar sahabelerden olan bu isimler hem İslam Tarihinde hem de Küdüs’ün tarihinde önemli rol oynamışlardır.

Son olarak bu mezarlığın, Zeytindağının en iyi seyredildiği nokta olduğunu söyleyebiliriz. Buradan Zeytindağına baktığınızda Getsemani Bahçesine yayılmış kiliseleri, her gün daha da genişleyen Yahudi mezarlarını, Silvan Mahallesini ve ibadet etmeye koşuşturan insanları görmek sizleri eşsiz düşüncelere götürecek. Konum için tıklayınız

8. Via Dolorosa: Çile Yolu

Hıristiyanlığa göre Zeytindağı‘nda ele geçirilen Hz.İsa, Ömeriye Medresesinin önünden, sırtına yüklenmiş bir çarmıh ile kafatası tepesine doğru zorlu, çileli bir yol yürümüştür. Her adım biraz daha sona yaklaştırır Hz. İsa’yı.

İşte dünyanın dört bir yanından Hz. İsa’nın bu yürüyüşünü taklit etmek ve hacı olmak için buralara kadar gelen Hıristiyanlar, ilahiler söyleyerek Kudüs sokaklarını arşınlıyorlar.

Hıristiyanlar, dokuzu kilise dışında, beşi ise Kutsal Kabir Kilisesinde olmak üzere toplamda on dört durağı sırasıyla ziyaret ederek İncil’den pasajlar okuyor, böylelikle hacı sıfatını kazanıyorlar.

Eğer bir pazar günü bu yoldan yürürseniz büyük bir ihtimal bir hac kafilesinin içine karışabilir, çarmıh taşıyan hacıların çileli yoluna şahit olabilirsiniz. Konum için tıklayınız

9. Dört Bölgeden Biri: Yahudi Mahallesi

Kudüs’ün eskişehir haritasına baktığınızda suriçinin Müslüman, Hıristiyan, Ermeni ve Yahudi bölgelerine bölündüğünü görürsünüz. Bu bölünme tartışmalı olsa da Yahudi bölgesi hariç diğer bölgelerde Müslüman ve Hıristiyan esnaf ve ahali iç içe geçmiş durumda. Yahudi bölgesi ise birçok sinagog ve Yaşiva’ya ev sahipliği yapıyor. Binlerce Yahudi genci bu kuruluşlarda Yahudi dini ağırlıklı eğitimlerine devam ediyorlar.

Roma döneminde Yahudi mahallesinin olduğu yerde hamam ve çarşı gibi binalar mevcuttu. Müslümanlar şehre hakim olduktan sonra bugünkü Yahudi mahallesi, Müslümanların yaşadığı bir mahalle haline geldi.

20. yüzyılın başından itibaren Yahudi nüfusu mahallede giderek artmaya başladı ve zamanla Ermeni mahallesinin sınırlarından Mescid-i Aksa’nın olduğu alana kadar yayıldı. Konum için tıklayınız

10. Harabe Sinagog: Hurva Sinagogu

Bugün kadim Kudüs’ün içerisindeki Yahudi mahallesinin merkezinde yer alan Sinagog, 18. yüzyılda HeHasi’nin takipçileri tarafından 15. yüzyılda yıkılmış bir sinagogun kalıntıları üzerinde inşa edilmeye başlandı. Ancak borç anlaşmazlıkları yüzünden sinagog inşaatı yıkıldı ve uzun bir süre harabe halinde kaldı. 1864 yılında Aşkenazi Yahudilerinden bir grup burayı tekrardan inşa etti. Sinagog o kadar uzun süre inşa edilememişti ki halk bu yeni sinagogu “harabe” anlamına gelen Hurva ismiyle anar oldu. 1948 yılındaki çatışmalardan zarar gören bu yapı 2005 yılında tekrardan inşa edildi ve Yahudi Mahallesinin simgesi haline geldi. Bugün giriş ücreti ile ziyaret edilen sinagoğun çatısına çıkabiliyor ve Kudüs’ün tarihi sokaklarını kuş bakışı seyredebiliyorsunuz. Konum için tıklayınız

11. Kudüs’ün Kalesi: Davut Kalesi

Bugünkü görünümünü Memlük ve Osmanlı devletlerinden alsa da günümüzden 2500 yıl öncesine kadar uzanan tarihiyle Davut Kalesi, Yafa Kapısının hemen karşısında, Ömer bin Hattab meydanın kalbinde, yüzyıllara aldırmaksızın varlığını sürdürüyor.

Yahudi inancına göre Hz.Davut’un sarayının olduğu alan olarak gösterilen mekan, Zion Tepesine de oldukça yakın bir konumda yer alıyor.

Bugün bir müze olarak işletilen bu sit alanı, içerisinde Kudüs’ün tarihinin tanıtıldığı sinevizyon gösterileri, şehrin eski halini taklit eden modeller ile geçmişe ayna tutuyor.

Kudüs manzarasını izleyebileceğiniz en güzel noktalardan biri de Davut Kalesi’nin müthiş burçlarıdır. Müzeyi ve surları gezmeye kalktığınızda buraya yaklaşık iki saat ayırmanız yerinde olacaktır. Müzeden alacağınız sesli rehber ile kaleden kesinlikle daha fazla zevk alacaksınız. Konum için tıklayınız

12. Kutsal Bahçe: Getsemani Bahçesi

Kidron vadisinde, Zeytindağının eteğinde, Mescid-i Aksa’nın tam karşısında yer alan bu yeşil bahçe, Hıristiyanların en kutsal saydığı mekanlar arasında. Öyle ki bu bahçe Hıristiyan inancına göre hem Hz.İsa’nın kaderine yandığı ve dua ettiği, hem havarilerine vaaz verdiği hem de Yahuda’nın onu Roma askerlerine tutuklattığı mekandır. Bu bahçe aynı zamanda Hz.Meryem’in vefat ettiği mekan olarak da Hıristiyan inancında yer alır.

Tabi ki bu kadar hadisenin gerçekleştiği bir mekanda kiliselerin olmaması neredeyse imkansız. Bahçe içerisinde göze çarpan üç tane kilise var. Bunlardan en önemlisi Hz.İsa’nın üzerinde vaaz verdiğine inanılan kayaya ev sahipliği yapan Milletler Kilisesi’dir. Bahçesindeki zeytin ağaçlarının Hz.İsa döneminden kaldığına inanılan bu kilise, mozaikleri ile de dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor.

Bölgedeki tek kilise tabi ki de Milletler kilisesi değil. Aynı bölgede hem sarı kubbeleri ile ağaçların arasından parıldayan Rus Ortodoks Kilisesi hem de yapımı 1955’te tamamlanan siyah kubbesi ile Göz Yaşı Kilisesi yükseliyor.

Milletler kilisesinin yanında, tepeye kadar uzanan dik yokuşu takip ederseniz, sizi Zeytin Dağı’nın zirvesine ulaştıracak ve şehrin panaromik görüntüsü sizleri büyüleyecek. Konum için tıklayınız

13. Eski Saraydan İzler: Zion Tepesi

Yahudi Mahallesini Ermeni Mahallesine bağlayan yol üzerinde yer alan Zion Kapısı’ndan sur dışına çıktığınız zaman sizi Zion Tepesi karşılamaktadır. Küçük bir alana yayılan bu tepe Yahudilere tarihlerini, Kral Davut’un sarayını ve şehrini kurduğu eski Kudüs’ü hatırlatıyor.

Hz. Davut’un makamı bir nevi sinagoga çevrilmiş olsa da Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan bu türbe ziyaretçileriyle dolup taşıyor. Konum için tıklayınız

14. Hz. Davut Makamı

Hz. Davut Yahudilere göre peygamber kabul edilmeyip yalnızca bir kral olarak görülse de Kudüs’ü fetheden ve İsrail Devleti’ni kuran kişi olarak değerlendirildiğinden dolayı büyük önem taşır. Zion Tepesinde bir saray yaptırdığı bilinen Hz. Davut’un gerçek kabri tam olarak bilinmese de erken dönemlerden itibaren Hz.Davut’un kabri olarak gösterilen bu mekana Yahudiler teveccüh göstermektedirler. Müslümanlar da Kudüs’e hakim oldukları dönemde buraya önem vermişler ve Hz. Davut’un kabri olarak gösterilen mekanı türbeye çevirmişlerdir. İsrail işgalinden sonra türbe, bir sinagog gibi kullanılmaya başlanmıştır. Konum için tıklayınız

15. Son Akşam Yemeği Salonu

Hz. Davut makamının üst katında yer alan ve Hıristiyanlara göre Hz. İsa ve on iki havarisinin son akşam yemeğini yediği ve Cebrail tarafından kutsandıkları oda olduğuna inanılan mekan, 4. asırdan beri Hıristiyan hacıları kendine çekmektedir.

Son akşam yemeğinin burada yenilip yenilmediği konusunda tartışmalar olsa da batı resminin en önemli konularından bir tanesi hiç şüphesiz Son Akşam Yemeği sahneleridir. Özellikle Da Vinci’nin tablosu tüm dünyada bilinir hale gelip, filmlere dahi konu oldu.

Osmanlılar Kudüs’e hakim olduktan sonra Kanuni Sultan Süleyman burayı camiye çevirdi. Nebi Mescidi olarak adlandırılan bu mescit İsrail işgaline kadar hizmet verdi. Daha sonraları mescit özelliğini kaybederek herkes tarafından ziyaret edilinebilen bir ziyaret noktası oldu. Bugün nu mekan ücretsiz olarak ziyaret edilebilmektedir. Konum için tıklayınız

16. Cardo Caddesi

Günümüzde Kudüs’ün ara sokakları arasına sıkışıp kalan Cardo Caddesi, Roma döneminde Şam Kapısı ile Nebi Davut (Zion) Kapısı yakınlarına kadar uzanan eski Kudüs’ün kuzey-güney caddesiydi.

İsminin manası gibi Roma döneminin ‘kalbinde’ yer alan bu cadde, Kudüs’e gelmeye başlayan Hıristiyan hacıların etkisiyle daha da genişletildi.

Yakın zamanlarda restore edilen ve turizme daha da entegre edilen bu caddede antik çağları yansıtan modern mozaikleri, eski şehir surlarını görebilirsiniz.

Gezmek için çok fazla zaman ayırmanıza gerek olmasa da cadde üzerinde alışveriş yapabileceğiniz hediyelik eşyalar, el işi ürünler ve tabloların satıldığı birçok dükkan burada geçirdiğiniz süreyi uzatabilir. Konum için tıklayınız

17. Bir Arınma Merkezi: Siloam Havuzları

Silvan havuzları olarak da anılan bu havuzlar, Kudüs’ten akmakta olan su yolunun son durağında yer almakta. Yahudilere göre hac vazifesine gelen hacıların arınma yeri, İncil’e göre ise Hz.İsa’nın bir körü sağalttığı mekandır. Eğer cesaretiniz var ise tarihi milattan önce sekizinci yüzyıla kadar uzanan bu havuzların yer yer belinize kadar ulaşan su yollarında eşsiz bir yürüyüşe çıkabilirsiniz. Konum için tıklayınız

18. Eski Bir Mahalle: Mahane Yahuda

Yafa Caddesinin kuzeyinde yer alan, tarihi 1887’ye kadar uzanan Ortodoks Yahudilerin yaşadığı Mahane Yehuda mahallesi bir, iki katlı evleriyle oldukça dikkat çekicidir. Mahallenin sakinleri olan Ortodoks Yahudilerin yaşantısı tüm mahalleye sirayet etmiş gibi. Duvarlarda sohbet ilanları ve günlük gazete kupürlerine rastlamanız çok olası zira buranın sakinleri televizyon ve internet kullanımına oldukça mesafeli.

Bunun yanında dini eşyalar ve kitaplar satan birçok dükkanı da burada bulabilirsiniz. Ayrıca hem bölge sakinlerinin hem de turistlerin uğrak noktalarından birisi olan Mahane Yahuda pazarını da mutlaka ziyaret edin. Konum için tıklayınız

19. Gecenin Yıldızı: Yafa Caddesi

Sur içi Kudüs’ün hemen bitişiğinde yer alan ve şehrin en uzun ve en eski caddelerinden biri olan Yafa caddesi, bugün turistlerin uğrak yerlerinden biridir. Ortasından tramvay geçen bu cadde sağlı, sollu birçok restoran, kafe ve mağazaya ev sahipliği yapmakta. Özellikle hava karardıktan sonra sakinliğe kavuşan Kudüs eski şehrinin aksine, akşam vakitlerinde oldukça hareketli olan bu cadde uğramak isteyeceğiniz bir destinasyon olacaktır. Konum için tıklayınız

Kudüs’e Gitmeden Evvel Bilinmesi Gerekenler

Eğer münferit olarak Kudüs’e ziyarete gitme planınız varsa sizin için Filistin Seyahati Hakkında ihtiyacınız olabilecek bilgileri kaleme aldık, okumak için tıklayın.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu