FilistinKudüsOrta Doğu

Batı Şeria Gezi Rehberi (El Halil – Beytüllahim – Eriha)

Batı Şeria, haberlerde çokca duyduğumuz ancak neresi ve ne olduğu konusunda pek fikir sahibi olmadığımız bir bölgedir. İçerisinde birçok şehri barındıran bu bölge, her ne kadar Filistin toprakları olsa da İsrail Devleti her geçen gün bu topraklardaki yerleşim sayısını arttırmaktadır.

Bugün baktığımızda şehir merkezlerinin Filistin devletine ait olduğunu ve diğer bölgelerin de İsrail’in kontrolünde olduğu söylenebilir. Tüm şehirlerin giriş çıkışı ve yol denetimleri İsrail’in kontrolündedir. Batı Şeria’nın içerisindeki şehirlerin bazıları çepeçevre duvarlarla çevriliyken bazı şehirler kısmen de olsa dışarıya daha açıktır. Gelin bu paylaşılamayan bölgenin bazı şehirlerini birlikte göz atalım.

El Halil

Hz. İbrahim’in şehridir el Halil. Kudüs’e yaklaşık 30km uzaklıkta yer alır. Batı Şeria’nın en büyük şehridir. Hz. İbrahim’in ve soyunun kabirlerinin burada olması şehri daha da önemli hale getirir. Ama bu aynı zamanda Yahudiler, Hıristiyan ve Müslümanlar arasında yüzyılları aşan bir mücadelenin de ana nedenidir.

Eski ve Yeni Şehir adında iki bölgeden oluşan şehrin yaklaşık yüzde yirmisi İsrail işgali altında. Bölgedeki Yahudi yerleşimlerinin sayısı da her geçen gün artıyor. El Halil bölgede ticaretin en yoğun olduğu şehirlerden birisi olmasına rağmen şehrin işgal etkisi daha fazla görülen eski şehir kısmı ekonomik olarak oldukça kötü. TİKA tarafından inşa edilen aşevinin önü, ellerindeki kovalarla evine yemek götürmek için sırada bekleyen çocuklarla dolu.

El Halil şehrini ziyaret ettiğinizde farklı duygular içerisine girecek ve bu şehri, özellikle de Harem-i İbrahim’i tekrar tekrar ziyaret etmek isteyeceksiniz.

Bölünmüş Bir Cami: El Halil Camii

Filistin coğrafyasında belki de Mescid-i Aksa’nın ardından gelen en önemli mekan Halilü’r Rahman Camisi ya da daha yaygın ismiyle Harem-i İbrahim diyebiliriz. Öyle ki bu caminin üzerine kurulduğu Makpela Mağarası Hz. İbrahim ve eşi Sare, Hz. İshak ve eşi Rebeka, Hz.Yakup ve eşi Lea ve Hz.Yusuf’un medfun olduğu bir aile mezarlığı olduğu inancı burayı üç din için de kutsal hale getiriyor.

Buraya ilk yapıt Yahudi kralı Herod zamanında inşa edilmiş, Doğu Roma döneminde bu bölgeye bir kilise yapılarak Hıristiyanların haç güzergahı haline gelmiş ancak tüm bu yapıtlar Sasaniler tarafından ortadan kaldırılmış. Arap fetihlerinin ardından burada bir cami inşa edilmiş ve Müslümanlar bu noktada Yahudilere iki tane sinagog yapma hakkı tanımış. Haçlı seferleriyle birlikte bölgeyi ele geçiren Hıristiyanlar burada kilise inşa etmişler, Müslümanların ve Yahudilerin buraya girişini yasaklamışlar. Selahaddin Eyyubi burayı tekrardan fethetmiş ve Hıristiyanların da burada ibadet etmesine müsaade etmiştir. Eyyubilerden sonra Memlükler ve Osmanlı Devleti buraya hakim olmuş ve her iki devlet de camiye önem vererek yapıları geliştirmişler. Bu yapının paylaşılamaması Osmanlı Devleti’nin Filistin coğrafyasını kaybetmesinden sonra da devam etmiş.

İlk olarak İngilizler, daha sonra Ürdün devleti ve son olarak da İsrail devleti yapının olduğu alanı işgal etti. 1994 yılına gelindiğinde ise yapının tüm kutsallığı bir kenara bırakılarak büyük bir katliama sahne oldu.

1994 yılında bir namaz vakti Baruch Golstein isimli Yahudi yerleşimci, camiye girerek ibadet etmekte olan insanları otomatik silahla tarayarak 29 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Yaklaşık 150 kişi bu saldırıdan yaralı olarak kurtuldu. Cami bir süre kapalı tutuldu. Açıldığında insanlar, caminin yarısından fazlasının Sinagog olarak kullanıldığını gördüklerinde ikinci şoku yaşadılar.

Bugün Harem-i İbrahim Camisine girdiğinizde caminin yarısının sinagog olarak kullanıldığını ve girişlerinin farklı yerlerden yapıldığını göreceksiniz. Caminin etrafı demir parmaklıklarla kaplı olup giriş ve çıkışlar İsrail askerleri tarafından kontrol ediliyor. Camiye giriş yapabilmek için X-ray cihazından ve asker kontrolünden geçmeniz gerekiyor.

Bugun hâlâ paylaşılamayan Harem-i İbrahim Camisi bayram ve kandilleri içeren on gün tamamen müslümanların kullanımına ayrılırken, Yahudi bayramlarını içeren on günde ise Yahudilere ayrılıyor. Konumu görmek için tıklayınız

Beytüllahim

Beytüllahim Batı Şeria içerisindeki en ünlü ve en çok turist çeken şehirlerinden biridir. Nüfusu yaklaşık 30 bin civarında olan bu şehrin en önemli gelir kaynaklarından birisi hiç şüphesiz turizmdir. Hıristiyanların hacı olmak için bu şehri ziyaret etmesi, şehrin ahalisini ekonomik açıdan kısmen de olsa rahatlatmıştır. Etrafı “utanç duvarlarıyla” kaplı olan şehrin giriş ve çıkışları, sınır kapılarından farksızdır.

Sanatçının Tepkisi: Grafiti Duvarı

İsrail Devleti’nin ayrımcı ve ırkçı politikaları neticesinde Filistin şehirlerini açık hava hapishanelerine çeviren duvarları geçmişten günümüze çokça eleştiriliyor. Bu eleştirilerin belki en dikkat çekenlerden biri de Beytü’l lahimdeki “utanç duvarları” üzerine Filistinli ve dünyanın dört köşesinden gelen yabancı sanatçıların çizdiği grafitilerdir.

Avusturalyalı grafiti sanatçısı Lushsux ve gerçek kimliği bilinmeyen dünyaca ünlü grafiti sanatçısı Banksy bu duvara grafiti yaparak İsrail’i protesto eden sanatçılardan bazılarıdır. Duvarın üzerine çizilen çizimler güncel siyasete yapılan eleştirilere göre devamlı değişiyor.

Bu sanat dolu duvar öylesine ünlendi ki yabancı turistler Beytü’l lahimde duvarı gören otelleri tercih ediyor. Konumu görmek için tıklayınız

Milat: Doğuş Kilisesi

Filistin’i İstanbul’a bağlayan eserlerden bir tanesi de Hıristiyan tarihi için mühim bir yer tutan Doğuş Kilisesidir. İlk olarak İstanbul’u imar eden ve ismini veren Konstantin’in annesi Helana’nın inşa ettirdiği bu kilise, Hıristiyan inancına göre Hz. İsa’nın doğduğu mağara üzerine inşa edilmiştir.

Kilisenin önüne geldiğinizde güneş ışıklarının etkisiyle daha da göz alıcı hale bürünen bu yapıya, daha sonradan küçültülüp adına “tevazu kapısı” denmiş bir kapıdan eğilerek giriyorsunuz.

Bu kapı bizlere tasavvufta önemli yeri olan çilehanelerin ve dergahların girişlerini hatırlatıyor. Kapıdan içeri girdiğinizde ise en eskisi dördüncü yüzyıldan kalma muhteşem mozaikler tarafından çepeçevre kuşatılıyorsunuz. Başınızı kaldırdığınızda tüm ihtişamıyla duran ahşap tavan büyüleyici bir atmosfer yaratıyor.

Hz. İsa’nın doğduğuna inanılan mağaranın girişine yöneldiğinizde Hıristiyan hacıların oluşturduğu uzun sıra moralinizi bozabilir. Bu nedenle burayı ziyaret edeceklere erken saatlerde hareket etmelerini öneriyoruz. Konumu görmek için tıklayınız

Eriha

Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Eriha, hem tarımla hem de turizmle kalkınmış küçük bir Filistin şehridir. Özellikle Hurma üretiminde başı çeken şehir, çöl iklimine sahip olmasından dolayı birçok aktiviteye de ev sahipliği yapmaktadır. Gelin bu şehrin sunduklarını hep birlikte inceleyelim.

Bir Kavmin Helak Olduğu Yer: Ölü Deniz

Ölü Deniz ya da nam-ı diğer Lut Gölü, dünyanın en alçak noktası olarak bilinmektedir. Öyle ki deniz seviyesinden yaklaşık olarak 430 metre altında yer alan bu göl, tuzluluk açısından da dünyanın en tuzlu üçüncü gölüdür.

Gölde yüzmeyi aklınıza getirmeyin, çünkü göldeki tuz oranından dolayı su da batmak pek de mümkün değil. Yağlı bir suya sahip olan bu gölün çamurunun cilt hastalıklarına iyi geldiği ve şifalı olduğu söylenmekte. Bu söylenti kozmetik firmalarının iştahını kabarttığından, umarsızca gölü sömürüp gölün her yıl daha da çekilmesine neden olmaktalar.

Kutsal kitaplara göre Lut kavminin de helak olduğu bölge olarak bilinen bu yer, çölün ortasında olmasından mıdır yoksa bir topluluğun yok olmasının verdiği kasvetten midir bilinmez oldukça boğucu bir havaya sahiptir. Konumu görmek için tıklayınız

Çöldeki Vaha: Musa Aleyhisselam Makamı

Eriha çölünde yer alan ve her yıl yüzbinlerce insanı kendine çeken bu makam, Eriha çölünün bir köşesinde yalnız başına inşa edilmiş bir yapıdır. İçinde bir cami ve caminin içinde de Hz. Musa’nın makamı yer alan bu yapı yüzyıllardır ziyaret edilmektedir.

Bazı kaynaklara göre Selahaddin Eyyubi, bazılarına göre ise Baybars zamanında inşa edildiği söylenen bu mekan, 19. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti tarafından yeniden yapılmış ve bir kervansaray olarak hizmet vermiştir. Hac yolculuğundan dönen hacıların eksiklikleri burada gideriliyordu.

İslam inancına göre Hz.Musa’nın kabrinin yeri net olarak bilinmese de bir hadise dayanılarak inşa edilen yapı, hac güzergahının dönüş yolunda yer aldığından dolayı Müslüman hacıların sıklıkla ziyaret ettiği mekanlardan biri olmuştur.

Ayrıca yapı her yıl Nebi Musa Şenliklerine de ev sahipliği yapmaktadır. Hıristiyanların Paskalya Cuması ya da Kutsal Cuma olarak bilinen kutsal gününden bir gün önce başlayan bu şenlikler bir hafta kadar sürmekte, yerel halk tarafından yoğun ilgi görmektedir. Konumu görmek için tıklayınız

Eriha Çölü

Çöl dediğimizde aklımıza kum tepeleri gelse de Eriha çölü, sert toprak yapısıyla bu tarz çöllere benzememekte. Mevsimine göre kısa süreliğine de olsa sarı tepelerin yeşermesine ve bedevilerin küçükbaş hayvanlarını bu tepelerde otlattıklarına şahit olabilirsiniz. Yaban hayatının hâlâ aktif olduğu bu dağlarda bir çöl tilkisiyle ya da antilopla karşılaşmanız olasılıklad dahilindedir.

Genelde çöl ikliminin hakim olduğu bölgede yeşillik görmek ender olsa da Eriha çölünün bir kısmı uçsuz bucaksız hurma ağaçlarıyla kaplıdır. Öyle ki Kudüs hurması olarak bilinen hurmalar burada yetiştirilmektedir. Ayrıca hurmanın yanı sıra muz tarlaları da bölgenin en önemli geçim kaynaklarından bir tanesidir.

Eriha çölü aktiviteleriyle de öne çıkmaktadır. Diğer çöllerde olduğu gibi kum sörfü yapamasanız da ATV araçlarla çöl gezisine çıkabilir ve safari yapabilirsiniz. Konumu görmek için tıklayınız

İmtihanların En Zoru: Tecrübe Dağı

Eriha şehrinin eteklerinde yer alan bu dağ Hıristiyan inancına göre Hz.İsa’nın kırk gün kırk gece şeytanla mücadele ettiği ve şeytanın kendisine vadettiği tüm dünya nimetlerini elinin tersiyle ittiği dağdır.

Böylesine bir inanca ev sahipliği yapan bu dağda manastır inşa eden Hıristiyanlar, bugün de bölgeyi ziyaret etmekteler. Oldukça yoğun ziyaret edilen bu manastıra teleferikle ulaşım da mümkün. Konumu görmek için tıklayınız

Çölde Bir Saray: Hişam Sarayı Kalıntıları

Eğer arkeolojik çalışmalara ilginiz varsa burasının ilginizi çekeceğine emin olabilirsiniz. Tarihi 8. yüzyıla kadar uzanan ve günümüze sadece kalıntıları ulaşan bu saray kompleksinin yanı sıra bir hamam kalıntısı ve dünyanın en büyük yer mozaik alanlarından oluşan zengin mozaiklerini görebilirsiniz. Bugün arkeolojik müze haline getirilen bu alanın girişi ücretlidir. Konumu görmek için tıklayınız

Arınma Merkezi: Kasr El Yahud

Ürdün-İsrail sınırlarını birbirlerinden ayıran şeria nehrinin en dar noktalarından biri olan bu nokta, hem Ürdün askerlerinin hem de İsrail askerlerinin on metre arayla nöbet tuttuklarına şahit olabilirsiniz.

Bundan daha dikkat çekici olansa Hıristiyanların beyazlar içerisinde nehre girerek vaftiz olmalarıdır. Neden mi burada vaftiz oluyorlar? Çünkü Hıristiyan inancına göre Vaftizci Yahya’nın Hz.İsa’yı vaftiz ettiği yer burasıdır. Bu nedenle her yıl hacı olmaya gelen on binlerce Hıristiyan bu nehre girmek için burayı ziyaret etmektedir. Konumu görmek için tıklayınız

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu