Saraybosna Gezi Rehberi (Haritalı 22 Yer)
Saraybosna Haritalı Gezi Rehberi
Bosna Hersek’te gezmeniz, görmeniz ve yaşamanız gereken en güzel şehir hiç şüphesiz Sarajevo şehri. Bu şehri bir turist gibi gezmekten ziyade yaşamanız gerekli. Sakinliğini, huzurunu ve anlamlı geçmişini keşfetmek, insanlarıyla tanışıp sohbet etmek ve hiç olmazsa birkaç gününüzü bu şehirde geçirmeniz sizin için unutulmaz bir deneyim olacaktır. Morica Han’da tarihi boşnak kahvesi yudumlamak, Trebeviç Dağı’ndan şehrin manzarasını izlemek, Leziz Çevapi’sinden tatmak ve Vrelo Bosna tabiat parkında Bosna nehrinin lessetli suyundan kanarak içmek, Umut Tüneli’nde Boşnak halkın mücadelesine şahit olmak yapacağınız en güzel aktivite ve deneyimleyeceğiniz harika tecrübeler. Seyahate çıkmadan evvel Bosna Hersek seyahat planınız için önemli ip uçlarını derlediğimiz yazımıza göz atabilirsiniz.
İçindekiler
Saraybosna Gezi Haritası
1. Başçarşı: Balkanlar’ın En Büyük Çarşısı
Başçarşı, Saraybosna’nın kalbinde yer alan ve adeta şehrin ruhunu yansıtan bir Osmanlı çarşısı. Dar sokaklarında yürürken, Osmanlı döneminin izleri her köşe başında beliriyor. Özellikle sokak isimlerine baktığınız zaman bile 200 yıl önce sokakta hangi tür esnafların var olduğunu anlamanız mümkün. Bugün dahi Aşçiluk, Kundurciluk, Saraçlar gibi önemli sokakalarda bu izleri görebilirsiniz. Bu sokaklardan en güzeli asırlardır süregelen bakır işçiliğinin sanatla buluştuğu bakırcılar çarşısı. Burada envai çeşit hediyelik bakır alabilirsiniz ama tavsiyemiz Sarajevo’ya has kahve takımı.
Etrafında her daim güvercinlerin uçuştuğu Sebil ise bu güzel şehrin en önemli ikonu haline gelmiş. Meydandan etrafı izlediğinizde pek çok Osmanlı camisi de gözünüze hemen çarpacaktır. Özellikle 16. yüzyılda Durak Efendi ve Çıkrıkçı Nasuh Efendi camilerini görebilirsiniz. Bu esnada burnunuza harika saç böreği ve çevapi kokuları gelecek sıkı durun birazdan okuyacağınız Lezzet Durakları bölümümüzde Sarajevo’nun en güzel lezzetlerini sizin için derledik. Konum için tıklayın.

2. Moriç Han: Kahve İçin En Güzel Mekan
Durak Efendi Camiini diğer adıyla çarşı camiini sırtınıza aldığınızda hemen önünüzde bulunan sokak sizleri doğruca Moriç Han’a götürecek. 16 yüzyıldan kalma bu eser adından anlaşılacağı üzere bir han. Sarajevo konumu itibariyle Osmanlı’nın başkenti İstanbul’dan sonra Ballkanlar’ın en önemli ticaret merkezlerinden birisi.
Tabiri caizse Doğuda ve Batıda ne varsa Sarajevo’da bulma imkanına sahipsiniz. Bu sebeple tüccarlar mutlaka bu şehre uğrarlar ve ticaret mallarını alır veya satarlar. Kural bütün Osmanlı’da aynıydı; 3 gün 3 gece konaklamalar ücretsizdi. Pek çok hanın bulunduğu bu şehirde tüccarların gözdesi Moriç Han çünkü bu hana gelen misafirlere ücretsiz yemek hizmeti de sunuluyordu. Zamanında 330 yatak kapasitesiyle hizmet veren bu handa alt katlar ise gelen misafirlerin atlarını bağladıkları ve bakımlarını yaptıkları yer.
Adeta tarih sayfasından çıkıp gelen bu mekan bugün kahvesiyle ünlü. Aslında kahve bildiğimiz Türk kahvesi fakat pişirilişinde ve sunumunda bazı değişiklikler onu buraya has kılıyor. Biz her ne kadar kahveyi arka plana bırakıp çay kültürüne alışmış olsak da kahve Boşnaklar için vazgeçilmez bir içecek. Kültürlerinde de büyük yere sahip.
Bir Boşnak evine misafirliğe gittiğinizde size 3 defa kahve ikram ederler. İlk kahvenin adı doçekuşa’dır yani hoşgeldin kahvesi. Kahveler bittikten bir süre sonra yeni bir kahve pişirilir ve getirilir bunun ismi ise sohbetuşa’dır yani sohbet muhabbet iyice koyulaşmıştır. Artık koyu bir sohbetin ardından son kahveniz gelir onun ismi de tam olarak Türkçe’ye çeviremesek de muhabbetimiz fazla uzadı artık sizlere uğurlar olsun anlamına gelen; sikteruşa’dır. Kahvenin pişirilişi hep aynı olsa da zamanı ve mekanı onu özel kılmış bu topraklarda. Öyleyse 3. kahveler gelmeden biz de ufak ufak bu mekandan ayrılıp bir diğer ziyaret durağımıza geçelim. Konum için tıklayın

3. Hüsrev Beğ Camii (Begova Camii): Asırlardır Devam Eden Gelenek
Osmanlı coğrafyası altında bulunmuş şehirler içerisinde, Edirne’den sonraki en büyük camii Begova Camii’dir. Sultan II. Bayezid’in torunu olan Gazi Hüsrev Bey, Kanuni Sultan Süleyman’la birlikte Belgrad seferine katılır. Savaşta gösterdiği başarılar ve üstün cesareti üzerine Kanuni, Hüsrev Bey’i Sarajevo’ya uç beyi olarak tayin eder. Gazi Hüsrev Bey, burada bulunduğu süre içerisinde 1531 yılında Begova Camii’ni inşa ettirip ibadete açar. Altı yıl sonra ise hemen karşısında bulunan Selçukiye Medresesi’ni inşa ettirir ve bu medreseye annesi Selçuk Hatun’un ismini verir.

Hüsrev Bey, Boşnaklar için çok önemli bir figürdür çünkü Sarajevo’ya bugünkü önemini kazandıran, onun yaptığı eserler ve faaliyetler olmuştur. Gazi Hüsrev Bey, kendisi ve çok sadık dostu ve yardımcısı olan Murat Bey için bir vakıfname hazırlatır. Bu vakıfnamede her şey detaylı şekilde anlatılmıştır. Vakfiyeye göre, camii imamı Sarajevo’lu, medrese mezunu ve hafız olacaktır. Ayrıca, Gazi Hüsrev Bey, kendisi ve sadık dostu Murat Paşa için bir türbe yapılmasını ister ve bu türbeler bugün caminin avlusunda bulunmaktadır.
Gazi Hüsrev Bey, her gün öğle namazından sonra sevabı kendisine hediye edilme üzere medrese hafızlarının Kur’an-ı Kerim hatmi okumasını istemiştir. Sarajevo halkı, Gazi Hüsrev Bey‘i öylesine sevmiştir ki bu adet bugün hala devam etmektedir. Tam 483 yıldır, onca savaşa ve çatışmaya rağmen bu adet hiçbir zaman bozulmamıştır. Ziyaret ettiğiniz bir gün, öğle namazı vakti uğradığınızda, namaz sonrası medrese hafızlarının hızlıca bir araya gelip hatim okuduklarına şahit olabilirsiniz.

Begova Camii, dünyada sadece bu camide görebileceğiniz bir saat kulesine de sahiptir. Bu saat, modern dönemde kullandığımız alafranga saatlerin aksine ezani saat usulüne göre çalışır. Bu anlamda dünyadaki tek örnektir.

Aynı zamanda caminin oldukça özel bir şadırvanı bulunmaktadır. Kündekari sanatının en güzel örneklerinden sayılan bu şadırvanda Enbiya Suresi 30. ayeti kerime; Kufî, Sülüs, Celî Sülus gibi pek çok hatla kaleme alınmış nadir bir örnektir. Bu ayeti kerimeyi Balkanları’ın bütün camii ve sebillerinde görmeniz mümkün zira Balkanlar tam anlamıyla bir su beldesidir. Konum için tıklayın

4. Sarajevo Çeşmesi: Kendini Gerçekleştiren Kehanet
Begova Camiinden çıkar çıkmaz Ferhadiye Caddesine doğru deva ederken caminin köşesinde bir çeşme göreceksiniz. Aslında avlunun iç tarafında bir çeşme olmasına ramen buraya da br çeşme yapılmış. Esasında bu tamamen bir Osmanlı nezaketidir. Çünkü Sarajevo pek çok inançtan insanın ziyaret ettiği bir şehir. Cami içine girmek istemeyen gayrimüslümlerin de su içmeleri için buraya 2 adet çeşme yapılmış. Boşnak halkı; sağdaki çeşmeden su içenin tekrar Bosna’ya geleceğine, soldaki çeşmeden su içenlerinse Bosna’dan evleneceğine inanırlar, aslında tam tersi de olabilir. Konum için tıklayın

5. Ferhadiye Caddesi: Kültürlerin Buluşma Noktası
Ferhadiye Caddesinin başlangıcında, yerde bir çizgi göreceksiniz. Bu çizgi Doğu ile Batı’nın ayrılma ya da buluşma noktasıdır. Çizginin batı tarafı artık tamamen Avusturya Macaristan mimarisi ile bezenmiştir. Doğusu ise eşsiz bir Osmanlı şehridir. Aynı zamanda Sarajevo Balkanlar’ın Kudüs’üdür. Çünkü tam bulunduğunuz nokta hemen sağınızda Begova Camii, Karşınızda Sarajevo Sinagogu, solunuzda ise Sacred Heart Katedrali bulunuyor. Tam anlamıyla asırlarca her inançtan insanın huzur içinde yaşadığı bir şehir olmuş Sarajevo.
Sarajevo’ya ziyarete geldiniz ve geleneksel bir boşnak kahvesi yahut leziz bir espresso arasında kaldıysanız çizginin hemen üzerinde “Spin and Go” yazan bir tabela bulunmakta. Hızlıca çevirin ve tabela hangi yönü işaret ediyorsa orada bir kahve için. Fakat biz şimdi yerdeki çizginin batı istikametine doğru yani Avusturya Macaristan İmparatorluğu dünyasına devam ediyoruz. Konum için tıklayın

6. Sarajevo Katedrali (Sacred Heart Cathedral)
Sarajevo Katedrali, diğer adıyla Sacred Heart Cathedral, şehrin en önemli dini yapılarından birisi. Neo-Gotik tarzda inşa edilen bu katedral, 1889 yılında tamamlanmış ve o tarihten itibaren Katolikler için şehrin ruhani merkezlerinden biri olmuş.
Katedrale girdiğinizde, yüksek tavanlar ve zarif vitray pencereleri sizi karşılıyor. Her bir vitray, dini hikayeler ve figürlerle süslenmiş. Katedralin içindeki detaylı ahşap işçilik ve oymalar, Neo-Gotik tarzın en güzel örneklerini sunuyor. Bu açıdan sadece bir katedral değil, aynı zamanda bir sanat galerisi gibidir.

Saraybosna Gülü Katedralin hemen önünde yerde kırmızı boyalı bir alan gözünüze çarpacaktır. Her ne kadar Sarajevo özellikle Osmanlı döneminde barış ve hoşgörünün merkezlerinden biri olsa da 1992-1995 yıllarına gerçekleşen Bosna Savaşının izlerini taşıyor. Tam 1425 gün kuşatma altında kalan Sarajevo bu süre içinde hem Sırp çetniklerin hem de Hırvatların hedefi haline gelmiş. Bu savaş esnasında toplu ölümlerin ve katliamların yaşandığı yerlere Saraybosna Gülü ismi verilen simgeler yapılmış. Ne yazık ki şehir içinde gezdiğiniz pek çok yerde Saraybosna Gülü göreceksiniz. Konum için tıklayın


7. Srebrenica Soykırım Müzesi: Mavi Kelebekler
1992 yılında başlayan Bosna savaşının en kanlı sahnelerinden biri ne yazık ki Srebrenitsa’da yaşandı. Srebernitsa Birleşmiş Milletler tarafından güvenli ve silahsız bölge ilan edilmişti. Fakat 11 Temmuz 1995’te Sırp güçlerinin lideri Ratko Mladiç, beraberindeki işgal askerleriyle birlikte Srebrenitsa’ya girdi. 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuk katledildi. Katliamın ardında Ratko Mladiç şu tarihi cümleleri söyledi “Türklerden İntikamımızı Aldık”
Srebrenitsa hala yaralarını sarabilmiş değil çünkü o dönem gerçekleştirilen katliamlardan sonra günümüzde dahi yeni cenazeler bulunup yeniden defnediliyor. Srebrenitsa Hafıza Müzesi ise o zamana ait yaşanan hadiseleri en gerçekçi şekilde sunan bir fotoğraf hafıza müzesi. Saraybosna’da mutlaka görülmesi gereken müzelerden biri olarak sizleri bekliyor. Günümüzde ise Birleşmiş Milletler 11 Temmuz’u Srebrenitsa Soykırımı’nı Anma Günü ilan etti. Sarajevo Katedrali’nin hemen yan tarafında bulunan bu müzeyi mutlaka ziyaret edin. Konum için tıklayın.
8. Sarajevo’nun Gönlündeki Saray: Gazi Hüsrev Beg Sarayı
Katedralin hemen diğer yanında kalan yüksekçe ve geniş bir bina bulunuyor. Günümüzde harika tatlıları ve enfes kahve çeşitleriyle hizmet veren bir kafenin üst katında biraz dikkatli bakarsanız Osmanlı türkçesi ile yazılmış bir yazı dikkatinizi çekecek; Saray-ı Gazi Hüsrev Beg. Yazıdan da anlaşılacağı üzere Sarajevo şehrinin 2. kurucusu ve bugünkü ününe kavuşmasının en büyük mimarı Hüsrev Beyin inşa ettirdiği bir saray vardı bu mekanda. Tabi 16. yüzyılda yapılan bir esere benzemediğini hemen farkedeceksiniz. 1878 Berlin antlaşmasıyla birlikte Avusturya- Macaristan imparatorluğuna bağlanan bu şehirde ne yazık ki bir yangın meydana gelir. Yangında çarşının büyük kısmı hasar görür ve kullanılamaz hale gelir. Avusturya Macaristan yönetimi ise şehrin yana kısmına yeni bir şehir imar eder işte bu yapı da o günden kalan bir bina. Konum için yıklayın.

8. Latin Köprüsü: 1. Dünya Savaşının Sıfır Noktası
Latin Köprüsü, Sarajevo’nun kalbinde yer alan ve tarihiyle büyük bir öneme sahip bir yapıdır. Çünkü Avusturya Macaristan veliahtı Habsburg ailesinin ferdi Veliaht Ferdinand bir geçit töreni esnasında burada süikaste uğradı. Avusturya Macaristan İmparatorluğunun yaptığı istihbarat tahkikatı sonucunda ise bu suikasti Sırpların gerçekleştirdiği ortaya çıkınca yüzbinlerce insanın hayatına mâl olan 1. Dünya savaşının fitili ateşlenmiş oldu. Tam suikastin gerçekleştiği yerde Veliaht prens Ferdinand ve eşinin balmumu heykellerinin bulunduğu bir müze yapılmıştır.

Her ne kadar çalkantılı bir dönemin izlerini taşısa da köprüden geçerken Miljacka Nehri’nin serin suları ve doğal güzellikler sizi başka bir dünyaya davet ediyor. Elbette Latin Köprüsü’nün tarihi atmosferi, burada geçirilen zamanı daha da anlamlı kılıyor. Konum için tıklayın

10. Sarajevo’nun İlk Riyaset Binası ve İlk Camii: Hünkar Camii
Sarajevo’nun bilinen ilk camiisi Hünkar Camii’dir. Camii avlusuna girdiğiniz andan itibaren ayrı bir tarih koridorundasınız çünkü huzurlu atmosferi, yemyeşil avlusu ve zaman içinde yaşadığı hikayeler burayı oldukça özel ve anlamlı kılıyor.
Şehir Osmanlı fethinin hemen ardından şehrin ilk kurucusu İshakoğlu İsa Bey tarafından inşaa ediliyor. Camiinin hemen yanında büyük bir baca göreceksiniz burası da yine o dönemde inşaa edilen İshak Bey Hamamına ait. Fatih Sultan Mehmed şehri ziyaret ettiğinde bu camiyi çok beğenir ve ona izafeten Hünkar Camii ismi verilir.
Cami tarih içinde pek çok defa restore edilir. Onu özel kılan hususlardan birisi de 1878 Berlin antlaşması sonrası tamamen Osmanlı’dan kopan bu topraklar halifenin de müsadesiyle kendi Riyaset’i yani kendi Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurar. Bunun ilk binası da Hünkar Camii içindedir. Günümüzde ise Riyaset binası Sarajevo şehitliğinin yanında bulunmaktadır. Konum için tıklayın

11. Sarajevo’nun Ayrılıkçeşme’si: Hacılar Camii
Osmanlı dönemi zamanında yapılan Surre Alayları’nı duymuşsunuzdur. Her yıl hac mevsiminde hacca gidecek olan kafile kervanlarla hazırlanır. İstanbul halkı ise büyük bir coşku içinde hacı adaylarını uğurlarlar. İşte İstanbul’da yapılan bu uğurlama bugün Kadıköy’de bulunan Ayrılıkçeşme’sinde yapılırdı. Bu sebeple orada bulunan çeşmeye Ayrılıkçeşme ismi verilmiş. Sarajevo’da da hacı adayları Miljacka nehri’nin diğer tarafında bulunan 16. asırda inşaa edilmiş bu Hacılar Camii önünde toplanır ve hacıları uğurlarlarmış. Günümüzde dahi bu adet Sarajevo’da devam etmektedir. Her yıl hacı adayları camii önünde toplanır, akrabaları ve komşularıyla helalleşir, vedalaşır ve buradan otobüslerle havalimanına giderler. Günümüzde bu adet her ne kadar İstanbul’da unutulmuş olsa da Sarajevo’da bu adet devam etmektedir. Eğer hac mevsiminde yolunuz buraya düşerse bu eşsiz manzaraya şahit olabilirsiniz. Konum için tıklayın

12. Küçük Bir İnat Meselesi: İnat Kuçe
Rivayete göre günümüzde Vijećnica Kütüphanesi’nin bulunduğu binanın yerinde iki katlı kagir şirin bir bina bulunmaktadır. Avusturya – Macaristan imparatorluğu şehre görkemli bir bina yapmak ister ki bu bina bugünkü Vijećnica Kütüphanesi binasıdır. Fakat bunun önünde bir engel bulunur. O da orada evi bulunan inatçı bir ev sahibi. Çok defa ikna etmeye çalışırlar fakat ev sahibi yıllarını geçirdiği, hatıraları, anıları, mutlulukları ve hüzünlerini barındıran bu binadan vazgeçmek istemez. Tek bir şart sunar; evin birebir aynısını nehrin diğer tarafına yeniden inşaa etmeleridir. Bu istek kabul edilir, ev miljacka nehrinin diğer tarafına olduğu gibi yapılır. Binaya da İnat Kuce yani İnat Evi ismi verilir. Bugün bu bina restoran olarak hizmet vermektedir. Binayı gezebilir, lezetli yemeklerinin tadına bakabilirsiniz. Konum için tıklayın

13. Vijećnica Kütüphanesi: Don’t Forget, Remember and Warn!
Sarajevo City Hall, diğer adıyla Vijećnica, şehrin en önemli ve göz alıcı yapılarından birisi. Avusturya Macaristan döneminde insa edilen bu bina 1896 yılında tamamlanmış ve o tarihten bu yana Sarajevo’nun kültürel ve siyasi hayatının merkezi olmuş.
Bu renkli yapı Endülüs mimarisi örnek alınarak yapılmış. Binanın ön cephesine adım attığınızda, zarif kemerler ve süslü pencereler sizi karşılar. Vijećnica’nın renkli mozaikleri ve geometrik desenleri, bu binayı benzersiz kılıyor. Binanın iç kısmında ise; yüksek tavanlar ve geniş koridorlar, Neo-Mağribi tarzının en güzel örneklerini sunar. Her bir oda, tarih ve sanatın bir araya geldiği birer sanat eseridir.
Vijećnica, sadece mimarisiyle değil, aynı zamanda tarihiyle de büyük bir öneme sahiptir. 1992-1995 Bosna Savaşı sırasında büyük zarar gören bina, savaşın izlerini hala taşır. Ancak, savaş sonrası yapılan restorasyon çalışmalarıyla, Vijećnica yeniden eski görkemine kavuşmuş ve bugün çeşitli kültürel etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.
Bosna savaşında ilk hedef alınan yapılar arasında bulunuyor. Yapılan top atışları neticesinde binada çıkan büyük yangın burada bulunan 2 milyon tarihi eser, el yazması kitap ve tarihi vesikanın da yok olmasına sebep olmuş. Bu sebeple binanın girişinde yer alan kitabede “Don’t Forget, Remember and Warn!” yani; “Unutma, Hatırla, Hatırlat!” yazısı yer almaktadır. Konum için tıklayın

14. Eşsiz Bir Teleferik Yolculuğu ve Seyir Tepesi: Trebeviç Dağı
Sarajevo, etrafı dağlarla çevrili geniş bir ova. Kütüphane binası olan Viyeçnitsa arkanızda, meşhur İnat Evi solunuzda kalacak şekilde ilerlediğinizde karşınıza merdivenli bir yapı çıkacak. Eğer üşenmeyip merdivenleri çıkarsanız Trebeviç Dağı’na çıkan bir teleferikle karşılaşacaksınız. Eğer buraya kadar geldiyseniz çok şanslısınız çünkü Trebeviç tepesi Sarajevo şehrini seyredebileceğiniz en muhteşem nokta. Yemeyeşil bir tabiat parkı içinde bu eşsiz şehri temaşa ederken mutlaka bir boşnak kahvesi içmeniz tavsiyedir. Konum için tıklayın

15. Svrzo House: Bosna Evi
Bu evi mutlaka görmelisiniz. Bir dönemi anlamak için o döneme ait sivil mimari yapıları en büyük anahtarlardır. Osmanlı döneminde bir Boşnak evinin nasıl olduğunu, insanların nasıl yaşadıklarını görmek ve hatar tarzlarına şahit olmak için harika bir müze Bosna Evi.
18. yüzyıldan kalma bu Osmanlı dönemi evi, şehrin günlük hayatına dair pek çok ipucu sunuyor. Şehrin dar sokaklarında gizlenmiş bu muhteşem ev dışarıdan izole ama bir o kadar da hayatın içine dahil bir avlu ile karşılıyor sizleri. Tarihte bir yolculuğa hazırsanız içeri adım atalım o zaman. Şuan 18. Yüzyıldasınız.
Ev geniş avlusuyla birlikte sizi harika ahşap işçiliği ile karşılıyor. Adeta içeri giran misafirlere tüm güzelliklerini sunmak ister gibi. Tavanlarda, duvarlarda ve kapılarda kullanılan ince ahşap oymalar, Osmanlı sanatının tüm zarafetini gözlerinizin önüne seriyor.
Svrzo House’un avlusunda oturup, etrafınızdaki sessizliği dinlerken, Sarajevo’nun geçmişine dair pek çok şey öğrenebilirsiniz. Evin sakin atmosferi, şehrin kalabalığından uzaklaşıp dinlenmek için ideal bir mekan. Ayrıca, avluda yer alan küçük bahçe, huzur dolu bir ortam sunuyor. Özellikle gündelik hayatınızda bir metropol içindeyseniz, bir apartman yahut bir rezidansta oturuyorsanız bu ev hayallerinizdeki ev olabilir. Konum için tıklayın

16. Savaşın Tanığı: Pazar Yeri
Tramvay yolunun hemen yanında, Ferhadiye Caddesi’nin üstünde yer alan bu mekan her çeşit meyve ve sebzeyi, rengarenk çiçekleri bulabileceğiniz şirin ve sakin bir pazar alanı. Eğer Sarajevo’da sağlıklı atıştırmalıklar arıyorsanız bu pazarda taze meyveleri bulabilirsiniz.
Aynı zamanda burası 5 şubat 1994’te acı bir hadiseye şahit olmuş. Tam tamına 1425 gün boyunca kuşatma altına alınan bu şehrin neredeyse her noktasına havan topu atılmış. Havan topu atılan yerlerden birisi de bu mekan. Gündelik ihtiyaçlarını olanca zorluk altında karşılamaya çalışan halk pazarda alışveriş yaparken Sırp Çetniklerin hedefi haline gelmişler ne yazık ki. Tüm savaş şuçlarının bir bir planlı ve kasıtlı şekilde işlendiği Sarajevo’da burada bulunan halk ne yazık ki hedef alınarak canlarına kast edilmiş.
Bosna Savaşı’nın en can alıcı sahnelerinden birinin yaşandığı bu makana şahitlik etmek isterseniz hafta içi her gün açık. Konum için tıklayın

17. Mücadelenin, Umudun ve Kurtuluşun Ateşi: Sönmeyen Ateş
Ferhadiye Caddesi’nin sonunda sizi Sönmeyen Ateş Anıtı karşılayacak. Bu anıt Sarajevo halkı için umudun ve mücadelenin ateşi olmuş yıllar boyunca. 2. Dünya Savaşı’nda vefat eden insanlar için aynı zamanda Alman Nazi işgalinden kurtuluşun bir nişanesi olarak 6 Nisan 1946 yılında açılmış. 1992 Bosna savaşında meydana gelen gaz kesintileri dahi bu ateşi söndürmeye yetmemiş. Savaş esnasında Sarajevo halkı umudunu canlı tutmak adına evlerindeki ahşam eşyaları ve kumaşları getirip burda yakarak umudunu hep taze tutmuş. Konum için tıklayın

18. Bosna’da İslam’ın İlk İzleri: Ali Paşa Camii
1560 yılında inşaa edilen bu camii Sarajevo’nun en önemli camileri arasında. yeri tam olarak bilinmese de Şemsi Dede ve Aynî Dede isminde 2 zat burada medfun. Bosna Hersek henüz fethedilmeden evvel destansı karakter Sarı Saltuk gibi pek çok Alperen bu topraklara gelerek Bosna halkına İslamı anlatmaya çalışmaışlar. Bu kişilerden biri de Ayvaz Dede’dir. Bugojno, Prusac şehrinde kabri bulunan bu zat bölge halkının islamla tanışmasına vesile olmuş ve bu bölgedeki halk 514 yıldır her yıl İslamla tanışmalarını büyük bir coşkuyla kutlamakta. İşte Sarajevo şehrinin meşhur erenleri olan Aynî ve Şemsî Dede de bu caminin avlusunda yatmaktadırlar. Konum için tıklayın

19. Bilge Kral’ın Ebedi İstirahatgahı ve Kovaçi Şehitliği
Biz de zalimlerden olursak zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz. Biz kitaba uyacağız.
Sarajevo’ya gezinizde ziyaret etmeniz gereken en önemli nokta hiç şüphesiz Kovaçi Şehitliği’dir. 1992 – 1995 Bosna Savaşı’nda kahramanca mücadele eden şehitlerin ve Boşnakların kumandanı olan Bilge Kral Alija İzzetbegoviç’in ebedi istirahatgahı burasıdır.
8 Ağustos 1925‘te Bosanski Samaç‘ta doğan İzzetbegoviç, köklü bir aileden geliyordu. Dedesi, Osmanlı ordusunda subaydı ve Üsküdarlı bir Türk kızı olan Sıdıka Hanım ile evlenmişti. Aliya, Saraybosna’da iyi bir eğitim aldı ve genç yaşta Müslümanlara yönelik ayrımcılığa karşı mücadele etmeye başladı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Hırvat rejimi ve Çetnik hareketi, Müslüman Boşnakları hedef alırken, Aliya genç Müslümanlar derneğiyle zulme uğrayanlara yardım ediyordu.
1946’da din bilincini uyandırmak suçlamasıyla tutuklanan İzzetbegoviç, üç yıl hapiste kaldı. Serbest kaldıktan sonra hukuk fakültesinde eğitimine devam etti ve dini söylemleriyle dikkat çekti. 1970’te kaleme aldığı İslam Deklarasyonu, tüm Müslümanları birlik olmaya çağırıyordu. Bu yazısı nedeniyle baskılara maruz kaldı ve 1983’te tekrar tutuklandı. Ancak 1988’de serbest bırakıldı.
1990’da Demokratik Eylem Partisi’ni kurarak siyasete atıldı ve Bosna Hersek’in Cumhurbaşkanı oldu. 1992’de Bosna Hersek’in bağımsızlığı ilan edildiğinde, Sırplar ülkeyi işgal etti ve Bosna Savaşı başladı. 1995’te Dayton Anlaşması ile savaş sona erdi. İzzetbegoviç, bu anlaşmayı “adil bir barış değil, ancak savaşın sürmesinden daha iyi” olarak nitelendirdi.
19 Ekim 2003’te vefat eden Aliya İzzetbegoviç, mütevazı bir şekilde şehitler arasında defnedilmek istedi. Ardında “Doğu ve Batı Arasında İslam“, “Tarihe Tanıklığım” gibi önemli eserler bırakan Bilge Kral, entelektüel ve mücadeleci kişiliğiyle hatırlanıyor.
Aliya İzzetbegoviç’in hayatı, Müslümanların özgürlük ve adalet mücadelesinin bir sembolü olarak tarihe geçti. Konum için tıklayın

20. Muhteşem Bir Manzara Mekanı: Sarı Tabya
Kovaçi şehitliğinden yukarı doğru yürümeye devam ettiğinizde harika bir tepeye ulaşacaksınız, Sarı Tabya. Yol boyu giderken tarihi ve doğal güzelliklerlere şahit olacaksınız. Dar ve kıvrımlı sokaklarda yürürken, etrafınızda yer alan tarihi binalar ve yeşillikler sizi adeta büyüleyecek. Kaleye ulaştığınızda, muhteşem manzaralar sizi karşılar. Gün batımında Sarı Tabiya’dan şehri izlemek, Sarajevo’nun en büyüleyici deneyimlerinden biridir. Gökyüzünün renkleri şehrin üzerine yayılırken, bu manzarayı izlemek adeta bir görsel şölen sunar.
Sarı Tabiya, sadece manzaralarıyla değil, aynı zamanda tarihi ile de önemli bir yerdir. Kale, 18. yüzyılda Osmanlı döneminde inşa edilmiş ve şehri korumak için kullanılmıştır. Kalede yer alan surlar ve kuleler, dönemin savunma stratejilerini görmek açısından da oldukça önemlidir.
Ayrıca, Sarı Tabiya’da yer alan küçük kafelerde oturup, Bosna kahvesinin tadını çıkarabilirsiniz. Konum için tıklayın

21. Saraybosna’nın Hayat Bağlantısı: Umut Tüneli
Bosna Hersek’in bağımsızlığı için ömrünü adayan Aliya İzzetbegoviç, Bosna Savaşı’nda halkı umut tüneliyle hayata bağladı. Geçtiğimiz günlerde 33 yılı geride bırakan ve her yıl dönümünde manşetlere taşınan Umut Tüneli, neden bu kadar önemliydi?
Bosna Hersek, 1 Mart 1992’de bağımsızlığını ilan etti. Bu kararı kabul etmeyen Sırp birlikleri, 5 Nisan 1992’de modern tarihin en uzun kuşatması olan Saraybosna Kuşatması‘nı başlattı. Şehrin tüm giriş çıkışları kapatıldı. Bu durumda Bosnalılara nefes aldırabilmek ve mühimmat ile yiyecek sağlamak için bir tünel fikri ortaya atıldı. İgman Dağı yakınlarındaki Butmir bölgesindeki bir ev, tünelin giriş noktası olarak seçildi.
1993 yılında, Bosna Hersek ordusunun kontrolündeki iki bölge olan Dobrinja ve Butmir’i birleştirmek için kazı çalışmaları başladı. 4 ay 4 gün süren yoğun uğraşların ardından, tünel 30 Temmuz’da tamamlandı. 800 metre uzunluğunda, bir metre genişliğinde ve 160 santimetre yüksekliğindeki tünelin zemini tahta bloklar ve tomruklarla desteklendi. Bir süre sonra rayların da döşenmesi ile Saraybosna’nın dünyayla iletişimi sağlandı.
Tünelin kazısında çalışan askerlerden biri olan Veli Sovtic, tünelin diğer ucundaki Bosnalılarla buluşma anını hayatının en mutlu günü olarak anlatıyor. Umut Tüneli, savaşın en zor zamanlarında Saraybosna halkı için bir yaşam hattı oldu ve bugün hala Bosna Hersek’in bağımsızlık mücadelesinin simgesi olarak hatırlanıyor.
Evin sahibi ise Sıda Nine olarak bilinen kahraman kadındı. Evini Umut Tüneli’nin yapımı için vermişti ve her gün askerlere su ikram eder, yemek pişirirdi. Müzeyi ziyaret ettiğinizde Sida Nine’nin fotoğrafını, ev eşyalarını görebileceğiniz gibi içeride sunulan sinevizyon gösterisinde de askerlere su ikram ettiği sahnelere şahit olabilirsiniz. Konum için tıklayın

22. Bosna Nehri’nin Kaynak Noktası ve İgman Dağı: Vrelo Bosna
Sarajevo’nun en güzel dağlarından birnin eteklerindei, yemyeşil tabiatın arasında ve Bosna Nehri’nin kaynak noktasını görebilirsiniz. Burada yer alan kafeteryada kahvaltınızı yapabilir veya güzel bir kahve eşliğinde tabiat güzelliklerinin keyfini çıkarabilirsiniz. Tüm bunlarla birlikte parkın diğer kapısına doğru gittiğinizde bir sürprizle karşılaşacaksınız, Faytonlar. Yaklaşık 10 Euro gibi bir ücretle 4 kişilik bu faytonlara binip yemyeşil ağaçların arasında 20 dakikalık eşsiz bir deneyim yaşayabilirsiniz. Konum için tıklayın
Mostar Gezi Rehberi İçin Tıklayın

Bir Yorum